Template3

Yıldızkaya Köyu WEB Sitesi

Kültür

YILDIZKAYA (KİVİ) KÖYÜ KÜLTÜR VE YAŞAM

Yıldızkaya Köyünde 1970 yılların sonlarına kadar hicri takvime göre yılbaşlarında pileki denilen topraktan yapılma kaplarda içli poğaça pişirilir ve içine de madeni para, fasulye, düğme gibi şeyler konur, bunlara devlet, rızık, kısmet adı verilirdi. Poğaça kesilerek pay edilir ve aile fertlerine dağıtılırdı. Payına para denk gelenin devletle işi olacağı, fasulye denk gelenin rızkının bol olacağı, düğme denk gelenin kısmetli olacağı rivayet edilirdi. Ayrıca yılın bolluk, bereket içerisinde geçmesi için evlerin avlusuna koç getirilir ve komşular o gece birbirine gitmezlerdi çünkü o aileye kısmet ve bereket getirmeyeceğine inanılırındı. Eğer ki kişi tesadüfen o gece ailenin evinde bulunmuş ve o ailenin işleri yıl içerisinde iyi gitmiş ise ertesi yılda davet edilirdi.

Eski yıllarda köyün gençleri yılbaşlarında kadı kızı denilen oyunu oynarlardı. Bu oyun tıpkı tiyatro şeklinde köyün meydanında oynanırdı. Gençlerden biri kadı, diğeri soytarı olur ve oyun için bir konu seçilir ve o konu işlenir, halk da seyircileri olurdu. Oyun bitince tertip edenler tarafından köylülerden tereyağı, un, bal gibi yiyecek malzemeler toplanır, bunlarla cargabaz, katmer gibi yiyecekler yaptırılır yer içer eğlenilirdi.

Eskiden köylüler Temmuz ayının ortalarında topluca yaylaya göçer, oradaki arazinin hasadında çalışırlardı. Yaylaya göçerken kaymaklı poğaça yapılır, diğer nevaleleri ile yaylaya çıkarlardı. Yaylanın göçtüğü ilk gün çobanlar küçükbaş hayvanları (davar) kuşluk vakti tarlalara getirirler ve köyün hanımları da keçi ve koyunlarını tarlada sağar, evlerinde pişirdikleri poğaçalardan çobanlara ikram ederlerdi.

Yayla göçünden bir hafta on gün sonra nadasa bırakılan tarlalar herk (çevirme) edilirdi. Bu işleme herkes aynı gün başlar ve dağdan öküzlerini indirir, topluca tarlaları sürerlerdi. Herk zamanı çocuklar sabah erkenden kalkar öküzlerini otlatır, güneş doğduktan sonra tarlaya götürür ve çifte (sabana) koşarlardı. Kurak yıllarda yaylanın toprağı oldukça sert olduğundan, bazen iki çift öküzle bu işlem yapılırdı. Sabanın önünde ve ilerisinde birer çift öküz koşulur ve öndeki öküzlerin boyunduruğuna bir kişi biner buna da hodak denilirdi.

Kivi Köyünun arazisi köy ve yayla olarak ikiye ayrılır. İlkbaharda köyün işleri yapılır, tamamlanınca yaylanın işlerine gidilirdi. Mart ayının sonlarına doğru kış aylarında biriken gübreler (ahbun) eşeklerle imece usulü tarla ve çayırlara taşınır, köyün işi bitince aynı usulle yaylanın işleri yapılırdı.

Köyümüzde göç vermeden önce 2000 civarında küçükbaş, 1500 civarında da büyükbaş hayvan vardı. Bu hayvanlar yazın meralarda otlatılır, kışın ise araziden elde edilen ot ve samanla beslenirdi. Köyün yaylada da arazisi olduğu için ekip biçtiklerini yayladaki mereklerde muhafaza eder ve bunları kışın hayvanlarına yedirirlerdi. Eskiden yöre de kış ayları ağır ve zor geçmesine rağmen hayvanlar yayladaki ahırlarda barındırırlardı. 1980'li yılların ortalarına kadar evin erkekleri sabah yaylaya gider, hayvanların bakımını yapar, akşamları da köydeki evlerine dönerlerdi. Mezraya yol yapıldıktan sonra bu meşakkat ortadan kalkmış oldu.

Köy ve yaylada tarlalar biçilir kızak denilen aletlerle harman yerlerine taşınır, burada dövenlerle inceltilerek saman haline getirilmeye çalışılırdı. Bu iş günlerce sürer ve çocukların kabusu olurdu. Aynı işlem yaylada da devam ederdi. Saman haline getirilen ekinleri tahılından ayırmak için aşağıdaki makinelerle imece usulü savrulurdu. Bu makine icat edilmeden önce samanı tahılından ayırmak için hafif rüzgar oluşması beklenir ve o an yakalandığında (yani köylülerin tabiriyle yel oluştuğunda) saman yele verilerek tahılından ayırtılmaya çalışılırdı.


Yine eski yıllarda köylüler diğer köylerle Şalpazarı (malakes), Kirazalan  Erenköy (hers), Günyayla (oğdar), Madenler (hod), Beşkaya (parisor), Keçili (niyakom), Çataksu (tavusker) ve diğer köylerle işbirliği yapmak suretiyle dağlarda eğlenceler (şenlikler) düzenlenirdi. Bu şenlikler için getirilen kumanyalar eş dost tanıdık bildik hep beraber yenir ve eğlenilirdi. Eğlenceler arasında güreşler tertip edilir yörenin birincisi tespit edilirdi. Davul zurna, tulum eşliğinde oyunlar oynanır yöresel kaynaşma ve dayanışma sağlanırdı. Bu münasebetle de yöre halkı birbirini tanır, kuvvetli dostluklar oluşurdu.

YEMEKLERİMİZ

Cargabaz, katmer, pişi, lokum, içli boğaça, bazlama, saç katmeri, hasuta, kuymak, siron, tandır kebabı, yaprak döner, mıhla, kaymaklı poğaça, yağlı yufka, dugmaç, peynir kuymağı, un haşili, haşil,
Cargabaz:
  
Yaprak döner:
Tandır Ekmeği: 
Bazlama:
 




© Copyright 2007 - 2012 Yıldızkaya Köyü WEB Sitesi Free CSS Templates

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=