Template3

Yıldızkaya Köyu WEB Sitesi

Makale4

OLUR’UM 

Sensiz mevsim güz, ben gazel Olur’um
Ebed senle, sende ezel Olur’um
Bir anda dört mevsim dört bir yanında,
Her mevsimin başka güzel Olur’um. 

Sen vefalı bir dost, yârsın Olur’um
Dağda çiçek, bağda barsın Olur’um
Süsleyen hep sensin hayallerimi,
Rüyamda bile sen varsın Olur’um. 

28 Mart, Olur’un Düşman İşgalinden Kurtuluş Yıldönümü 

Nerdeyse yılın her günü bir şehrimizin, bir kazamızın ya da bir beldemizin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü. Bugün bayram olarak kutladığımız günler, dedelerimiz için yıllarca çektikleri eza ve cefanın sona erdiği günlerdi. Bugün medenilikleri(!) ile öğünenlerin, kendilerini dünya barışının hamisi(!) olarak tanıtmaya çalışanların, yani leş kargalarının gözleri, tarih boyunca ecdat yadigârı vatan toprakları üzerinde olmuştur. Onlar zulmetmekten ve kan dökmekten usanmamış; ecdat ise vatan müdafaası için canını vermekten bıkmamış. 

İşte, 28 Mart da güzel ilçemiz Olur’un düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü günü. 

Osmanlı, 600 yıllık uzun bir ömrün akabinde ihtiyarlayınca, asırlarca karnını doyurduğu azınlıklar-millet-i sadıka-yal yedikleri kaba pislercesine Osmanlıya baş kaldırmış ve büyük devletlerin desteği ile Anadolu’yu işgale yeltenmişlerdir. Bugün “Hepimiz Hrant’ız, Ermeni’yiz!” diyen anadan doğma Ermenilerin ve sonradan olma Ermenilerin dedelerinin niyeti, Ruslardan aldıkları güç ve kuvvetle Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmaktı. Ne var ki 1917 sonbaharında Rusya’da iç huzursuzluk başlamış; Çarlık Rusya, Bolşevik İsyanı sonucunda yıkılmıştır. Kendi derdine düşen Rusya, Doğu Anadolu’yu işgalden vazgeçip askerini geri çekmek mecburiyetinde kalmış ve Doğu Anadolu’nun işgali için Ermenileri görevlendirmiştir. Bir Ermeni şiirinden alınan şu mısralar, Ermenilerin gerçek niyetlerini anlamaya yeter zannedersem: 

Ertangdacg asdan
Carteng Turkei
Derni hayasda
(Gidelim Türkiyeye. Kıralım Türkleri. Olsun Ermenistan) 

Rusların çekilmesi ile meydanı boş bulan Ermeniler, savunmasız halka etmediklerini koymamışlar. Göle ve Ardahan istikametinden gelip Olur’un Y. Karacasu, A. Karacasu, Filizli, A. Çayırlı, Y. Çayırlı, Taşgeçit, Ürünlü, Ekinlik, Uzunharman ve Yaylabaşı köylerinde çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek herkese zulmetmişler. Evleri, samanlıkları ve ambarları ateşe vermişler. Hatta savunmasız insanları ambarlara doldurup ambarları yakmışlar. Zulmetmekte o kadar mahirler ki, onların acımasızlığı, merhametsizliği dilimize “yaptığını Ermeni yapmamak”, “Ermeni misin?” gibi kalıplaşmış sözleri kazandırmıştır. 

Ermenilerin niyeti batı istikametinde ilerlemektir. Bunun üzerine çaresiz kalan Olur halkı, Ermenilerin Olur’a doğru gelmekte oldukları haberini alınca beldelerini boşaltarak Akbayır üzerinden batıya doğru hareket etmişlerdir. Yalnız, bu ara da Türk ordusu da Olur’a doğru hareket etmiştir. Bunun üzerine Ermeniler Olur’u işgalden vazgeçmiş ve geri çekilmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu sefer de Olur’daki Ermeniler Türk ordusu gelinceye kadar Olur’u ateşe vermiş ve Kanlı Sırtları istikametine kaçmışlardır. 

Daha sonra, Türk ordusu 28 Mart 1918 günü Olur’a girmiş ve işgale son vermiştir. Rabbim o işgal günlerini bizlere bir daha göstermesin. Bilvesile hemşehrilerimizin bu en büyük bayramlarını tebrik ederken; dedelerimize, ninelerimize- envai tür eza cefayı reva görenleri ve onları kısa bir süre için de olsa-yerinden yurdundan edenleri de lanetliyorum.
… 

Bir Hrant Dink’in öldürülmesi hadisesini bahane ederek bir kaşık suda fırtına koparmaya çalışan anadan doğma Ermenilerle sonradan olma Ermeniler ve onların ağa babaları, dedelerinin yaptıklarını ne çabuk unuttular? Bugün barış havariliğine soyunan Batılı devletlerin yaptıkları ortada… İşte Filistin, işte Irak, biraz daha evvelinde Bosna-Hersek, Afganistan, Vietnam… Dünya coğrafyası üzerinde kan dökmedikleri yer mi kaldı? Ne çabuk unuttular bu topraklarda yaptıklarını? Yoksa bizlerin unuttuğunu mu zannediyorlar? 

Dün hamile kadınların karnından bebekleri süngü ile çıkartıp kaynar kazanlara atanların, anne ve babalarının gözleri önünde kız çocuklarına tecavüz edenlerin ve savunmasız halkı diri diri yakanların torunları bu gün Türk yurdunda bir taraftan Türk milliyetçiliğine engel olmaya çalışırken, diğer taraftan da Ermeni milliyetçiliğini ve Ermeni taraftarlığını yaymaya ve meşru hale getirmeye çalışmaktadır. 

Son olarak Aşkale’nin düşman işgalinden kurtuluşu kutlamalarında işgalin ve kurtuluşun temsili olarak canlandırılması, bu malum çevreleri ve bu çevrelerden nemalanan ve bu çevrelerin yardakçılığını yapan bazı basın yayın organlarını hayli rahatsız etmiş. Neymiş efendim, bu gibi temsili gösteriler ırklar arasındaki düşmanlığı körüklermiş, husumete sebep olurmuş(!) Hâlbuki adı üstünde; “temsili kurtuluş”. Peki, soruyorum temsili gösteriyi ayıplayanlar, o temsili gösterilerin yapılmasına sebep olan ve tarihte yaşanmış mezalimleri niçin ayıplamıyorlar? Madem öyle, bir Hrant Dink’in ölümü üzerine sokağa inip “Hepimiz Ermeni’yiz, hepimiz Hrant’ız!” diyenler ırklar arasındaki husumeti körüklemiyor mu? Peki, bu kalemşorlar, onlar “Ermeni’yiz” derken niçin susuyorlar ve sustukları yetmiyormuş gibi bir de alkış tutuyorlar? Onlara göre “Ne mutlu ki Türk’üm!” demek ırkçılık, ama “Ermeni’yim, Hrant’ım” demek ırkçılık değil. 

Aslında bütün bu gelişmeler büyük bir senaryonun parçaları. Bizi yavaş yavaş benliğimizden, kimliğimizden uzaklaştırma operasyonunun birer ayağı. Önümüze konulan AB pastasından tadabilmek için ne istediyseler verdik bugüne kadar. Biz taviz verdikçe ve pastaya yaklaştıkça onlar pastayı bizden biraz daha uzaklaştırdılar ve yeni tavizler istediler. Yenilerini istediler; yine verdik… Yaklaşık elli yıldır onlar istiyor, biz yok demiyoruz, diyemiyoruz. Son olarak Kürtlere özerklik istiyorlar, Kuzey Kıbrıs’tan vazgeçmemiz talep ediliyor, tarihte yaşanmış Ermeni mezalimlerini unutmamız emrediliyor, Ermeni soykırımı yaptığımızı tasdik etmemiz bekleniyor… Artık, gözümüzü AB pastasından tadabilme hırsı bürüdü. Ondan başka bir şeyi gözümüz görmüyor. Bir gün bize uzatılan o AB pastasının hayal olduğunu anlayacağız, ama o zaman da iş işten geçmiş olacak korkarım. İnşallah basiret gözü açık bir siyasi iktidar çıkar da bu kötü gidişe dur, 
der.

Olurlu dedelerimizin kahramanlıklarını ve hem şehirlerimizin bu millî bayramını bir şiirle ballandırıp sözümüzü nihayetlendirelim





© Copyright 2007 - 2012 Yıldızkaya Köyü WEB Sitesi Free CSS Templates

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=